Organizatörlük 101: beOrganizer

Organizatörlük 101: beOrganizer

BEST Ankara yönetim kurulunun bir gece ansızın çıkan beyin fırtınasıyla ürettiği, katılımcıların organizatörlüğü yakından tanıyabilmesi için oluşturulan bir etkinlik: BeOrganizer

BeOrganizer başta sadece bir fikirdi. Sunumunun yapılmasıyla birlikte bir MM-125 dolusu gözün parlaması aynı anda gerçekleşti. “Sömestr! Şehir dışı! LBG içi! Eğlenceli!” LBG Ankara’nın aradığı başka ne olabilirdi ki?

Ana organizatörün, organizatörlerin ve nihayetinde yerin seçilmesiyle heyecanlı geri sayım başlamıştı. E-mailler yağıyordu; hiç durmuyordu. Gün geçtikçe heyecan artıyordu. Ve, nihayetinde… 1 Şubat geldi, ve çattı.

Ankara’dan geçecekler için ayarlanmış olan “sihirli” otobüs, Tokyo Drift şarkıları eşliğinde yarım saatte (:D) Çıralı’ya vardı.

Attığımız ilk adımla birlikte vurulduğumuz Villa Efsane, kucağını açmış bizi bekliyor gibiydi… Fakat herkes Ankara’dan gelenler kadar şanslı değildi. Kendi imkanlarıyla Çıralı kavşağına gelenleri büyük zorluklar bekliyordu: Tozlu yollar boyunca 7 kilometre yürümek, eşek tepiklemelerinden kaçmak, bataklığa gömülmeden oteli bulmayı başarmak, tavus kuşlarının saldırısıdan yarınlar yokmuşçasına kurtulmak ve en önemlisi otelin önünden geçen çayı ayaklar donmadan atlatmak bunlardan sadece birkaçı.

Bütün bu zorlukları atlatmayı başarıp otele ulaşabilen katılımcılarımızla eğlence başladı. Bir kısım yolun yorgunluğunu hamaklarda atmaya çalışırken geri kalanlar bungalovların harika verandalarında sonsuz muhabbet çeviriyorlardı. Günü soba başında kucağımızda kedilerle hikayelerimizi birbirimizle paylaşarak bitirdik.

 

 

Birinci etkinlik gününde katılımcı kadrosu yavaş yavaş tamamlanırken birbirimizi daha iyi tanıyabilmek adına oyunlarımızı oynamaya başladık. Uzun bir süre çılgınlar gibi eğlenirken en nihayetinde her güzel şeyin bir sonu olduğunu fark ettik. Ve etkinliğimizin ilk gazisini vermiş,ilk topalımızı kazanmış olduk. Olayın şoku henüz atlatılamamışken etkinliğimiz kaldığı yerden devam etti. Bir internal event klasiği olan BKT’ye geçiş yaptık ve itiraf etmeliyiz ki gördüğümüz en eğlenceli BKT sunumlarından birini geçirdik. Kendi ellerimizle pişirdiğimiz akşam yemeğinin ardından marshmallow pişirmeye balıklama atladık. Ateş başında sohbet edip şarkılar söyledik, oyunlar oynadık.

 

 

Damarlarında yaratıcılık akan wake-up sorumlularımız sayesinde çılgın bir köy kahvaltısına uyandık. Bu keyifli öğünden hemen sonra her birimiz artık bir şeyler öğrenmeye hazırdık. Bugünün programının başında az deneyimli üyelerimize iletişim konulu eğitim verilirken daha deneyimli üyelerimizle de bir discussion gerçekleştirildi. Bu sıralarda yaptıkları gövde gösterisi istedikleri gibi gitmeyince düşüp bileğini burkan bir gazimiz daha oldu. Kaybettiğimiz enerjimizi güzel bir öğle yemeğiyle geri aldıktan sonra EBEC ve SC ile ilgili paylaşımlar yaptık. Ve günün eğitim kısmını speakers’ corner ile gülmekten karnımız ağrıyarak kapattık. Ancak gün BESTie’ler için -tabi ki- bitmemişti. Çıralı’nın yumuşak kumlu, bol yıldızlı sahillerinde bulduk kendimizi: bir BEST klasiği olan (3..2..1!) Centrion’u oynadık. Aramızda kimler pop kültürüne aşık öğrenmiş olduk (hiçbir şarkıyı kaçırmayanlar vardı 😮 )   

 

Son eğitim gününe de tadı damağımızda kalan bir köy kahvaltısıyla başladık. Programımızda olan workshoplara başlamadan hemen önce Ankara’da göremediğimiz güneşin tadını çıkarırken bir yandan da oyun sevdalıları olarak voleybol, istop gibi eğlenceli oyunlar oynadık. Ardından her birimiz için çok verimli geçen workshoplarımızı gerçekleştirdik. Yine o güzel bungalovlarımızın harika verandalarında oluşturduğumuz duraklarda BEST’in departmanlarını tanıdık. Tabi duraklarda departmanlarını yarıştırmak için bizlere sunulan ikramları da hunharca tüketmekten geri kalmadık. “Topla Moronlar Kabilesi”nin kaybettikleri ateşi bulmak için birbirimizle yarıştık, hallerinden anlamak için topalladık, kutsal portakaldan yedik, topal suyundan içtik. Bu güzel geceyi daha da güzelleştirmek için sahile gittik ancak söktüğümüz kapılarla yaktığımız ateş yeterli gelmeyince yakamozları ve yıldızları geride bırakarak geceyi sonlandırdık.

Fakat her güzel şeyin bir sonu var. Bizim için de ayrılık günü geldi çattı. İçimizi ısıtan güneşi, aslında tek kişilik olan ancak bizim bir miktar abartarak dört kişi bindiğimiz hamakları, dünyanın en cana yakın kedisi olmaya aday Badem’i, bizi bulduğu andan itibaren bir an olsun yalnız bırakmayan Kelepir’i ve bizleri çok çok güzel ağırlayan otel sahiplerimizi geride bırakıp bir sonraki sefere görüşmek üzere diyerek Çıralı’dan ayrıldık. Kendimizi Fast and Furious filminde hissetmemizi sağlayan bir yolculuktan sonra kürkçü dükkanına geri döndük. Hepimizin hem çok şey öğrenip hem de çok çok eğlendiği bir etkinlik geçirdik.

Sizler de bizim aramıza katılarak bu güzelliklere ve eğlenceye şahit olmak istemez misiniz? Eğer bu sorunun yanıtı sizin için evet ise bir sonraki etkinliğimizde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Nice güzel etkinliklerde görüşmek üzere!